Özelleştirme nedir?

Gerek teoride, gerek uygulamada tamamen açıklığa kavuşturulmamış bir kavramdır. Özelleştirme, yalnız kamu iktisadi girişimlerinin özel sektöre satışı değildir. Özelleştirme iktisadi, mali, sosyal ve siyasi sebeplerle milli ekonomi içerisinde kamu kesimi iktisadi faaliyetlerinin sınırlandırılması veya tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik uygulamaların bütünüdür. Başka bir deyişle; özelleştirme, ekonomide piyasa güçlerinin hakim olmasını sağlayacak ve devletin ekonomideki etkinliğini azaltacak iktisat politikalarını ihtiva etmektedirözelleştirme

Özelleştirmenin Gayeleri

Özelleştirme uygulamaları, çeşitli gayelerle yapılmaktadır. Bu gayelerden birisi, serbest piyasa ekonomisine işlerlik kazandırmaktır. Bunun için, devletin, stratejik öneme sahip ekonomik faaliyetler üzerindeki yasal düzenlemeleri kaldırarak, rekabete açması gerekmektedir. Özelleştirme politikasının temel gayesi serbest piyasa ekonomisini güçlendirmek ve işlerlik kazandırmaktır. Böylece, kaynak kullanımında ve dağılımında etkinlik sağlanarak verimliliğin artacağı düşünülmektedir.

Bunun dışında, rekabeti arttırarak korunması, sermaye piyasasının geliştirilmesi, devletin ekonomideki etkinliğinin azaltılması ve devlete gelir sağlanması gibi hususlar da özelleştirme gayeleri arasında sayılabilir. 1970-1980 yıllarını kapsayan bir araştırma, ekonomide özel sektör ağırlıklı ülkelerin kalkınma hızlarının daha yüksek oranlarda gerçekleştiğini ortaya koymuştur. Ülkemizde, İstanbul Sanayi Odası tarafından yapılan en büyük 500 firma araştırmalarında, kamu iktisadi girişimlerinin özel girişimlere göre oldukça verimsiz çalıştıkları tespit edilmiştir.

Bütün bunların dışında özelleştirmenin ideolojik ve politik gerçekleri vardır. Özellikle kamu kuruluşlarının hisse senedi satışı ile özel sektöre devredilmesi, toplumda özel mülkiyetin yaygınlaşmasına imkan sağlar.

Özelleştirme sonucu, devlet tekelleri yerine özel tekellerin ortaya çıkacağı ileri sürülebilir. Ancak kamu ve özel sektör işletmelerinin rekabetinin sağlanması durumunda sözkonusu mahzur ortadan kalkmaktadır. Ayrıca pazardaki yoğun rekabet etkin çalışmayan işletmelerin, pazar paylarının ve karlarının azalmasına sebep olmaktadır. Başka bir deyişle, piyasa disiplini özel işletmelerin performanslarını kamu işletmelerine göre geliştirmeye zorlamaktadır. Bu sebeple gaye rekabet sağlamaktır.

Rekabetin olmadığı durumlarda, özel işletmelerin kamu işletmelerinden daha yüksek maliyetle çalışmaları sözkonusu olabilir. Böylece devlet monopolleri özelleştirilirken rekabet ortamı sağlanması veya özelleştirilecek işletmelerin rekabetin yoğun olduğu sektörlerden seçilmesi gerekmektedir.

Özelleştirme Metodları

Geniş anlamda özelleştirme metodları satış metodu, kiralama metodu, yönetim devri, ihale metodu, imtiyaz metodu, ortak girişim metodu, serbestleştirme olarak ifade edilebilir.

a) Satış: Kamuoyunda sık sık sözü edilen KİT’lerin hisse senetlerinin satışı yoluyla özelleştirilmesidir. KİT’lerin özelleştirilmesi, devlete ait kuruluşların tamamının özelleştirilmesi, kısmen devlete ait kuruluşların tamamının özelleştirilmesi, çoğunluk hisselerinin satışıyla kısmi özelleştirme veya azınlık hisselerinin satışıyla kısmi özelleştirme şeklinde ortaya çıkabilir. KİT’lerin hisse senetleri yoluyla özelleştirilmesinde şu yöntemler uygulanabilir: 1. Hisse senetlerinin tek bir alıcıya satışı,

2. Hisse senetlerinin doğrudan doğruya halka satışı, 3. Hisse senetlerinin çalışanlara ve yöneticilere satışı,

4. Hisse senetlerinin seçilmiş finansal aracı kuruluşlara satışı, 5. Hisse senetlerinin yurt dışı sermaye piyasası aracılığıyla satışıdır.

b) Finansal kiralama: Bu metod mülkiyet devrini öngörmediğinden, gerçek anlamda bir özelleştirme metodu değildir. Özelleştirilmesi planlanan kamu ve iktisadi girişimlerinin mali yapılarını iyileştirmek ve özelleştirmeye hazır duruma getirmek için kullanılmaktadır.

Türkiye’de finansal kiralama kanunundan faydalanarak kamu iktisadi kuruluşlarını kiralamak mümkündür.

c) Yönetim devri: Bu metodda da, kiralamada olduğu gibi, mülkiyet transferi olmamaktadır. İktisadi kuruluşların, yalnız yönetimleri, yapılan bir sözleşme ile özel sektöre devredilmektedir. Türkiye’de 2983 sayılı Tasarrufların Teşviki ve Kamu Yatırımlarının Hızlandırılması Hakkında Kanun ile Kamu Ortaklığı Fonu Yönetmeliğine göre, kamu iktisadi kurtuluşlarına ait müessese, bağlı ortaklık ve işletmelerin mülkiyet hakkı saklı kalmak şartıyla belirli bir bedel karşılığında işletilmeleri, mamüllerinin pazarlanması ve dağıtımının yapılması mümkündür.

d. İhale: Bu yöntemle mal ve hizmetlerin arzı özel sektöre devredilmektedir. Sözleşme yapılacak kuruluşlar ihaleyle belirlendiğinden, sözleşmeden sağlanacak tasarrufun en yüksek düzeye çıkması mümkün olabilmektedir. İhale metodu özellikle mahalli yönetim hizmetlerinin yerine getirilmesinde kullanılmaktadır.

Türkiye’de bu metod 2886 sayılı kanuna dayanarak (Devlet İhale Kanunu) yaygın bir şekilde uygulanmaktadır. Ayrıca 3030 sayılı Büyük Şehir Belediyeleriyle ilgili kanunda büyük şehir ve ilçe

belediyelerinin bazı hizmetlerini özel sektöre ihale yoluyla yaptırabileceklerine dair hükümler vardır. Bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, ülkemizde, özellikle büyük şehir belediyeleri, hizmetlerin özelleştirilmesine ağırlık vermeye başlamışlardır.

e. İmtiyaz: Bu metod, elektrik, su, demiryolu gibi tabii tekellerin sözkonusu olduğu üretim alanlarının, bir sözleşme ile özel sektöre devrini içine almaktadır. Sözkonusu devir işlemi, ihale ile de yapılabilir. f. Ortak girişim: Kamu ve özel sektörün birlikte yaptıkları yatırımlarda, yönetimin özel sektörde kalması durumunda verimliliğin arttığı gözlenmiştir. Bu sebeple, ortak girişimlerin başarılı olabilmesi için, devletin etki ve müdahalelerinin en az olması gereklidir.

g. Serbestleştirme (Deregulation): Bu metod, kamu ekonomisinin sınırlarını daraltmaya yönelik bir iktisat politikasıdır. Böylece devletin ekonomideki bütün sektörler üzerindeki hukuki düzenleme ve kısıtlamaların kaldırılmasına çalışılmaktadır. Bu metodun ABD’de uygulanmaya başlamasından sonra, ilgili sektörlerde, rekabetin arttığı, mal ve hizmet maliyetlerinde önemli düşüşlerin sağlandığı görülmüştür. Türkiye’de 24 Ocak Kararları çerçevesinde, serbestleşme yönünde çeşitli uygulamalar yapılmıştır. Temel mal kavramı kapsamının daraltılması KİT’lerin mal ve hizmet fiyatlarını serbestçe belirleyebilmeleri, kredi ve mevduat faiz oranlarının serbest bırakılması, çay tekelinin kaldırılması, elektrik üretimi, dağıtımı, ticaretiyle eğitim sektöründe özel sektörün teşvik edilmesi bunlara örnek olarak verilebilir.

Özelleştirmede Görülen Problemler

Özelleştirme, uygulamanın yapıldığı ülkelerde çeşitli zorlukları da beraberinde getirmiştir. Bu sebeple, özelleştirmenin başarısı için, problemleri iyice tanımak gerekmektedir.

Zamanlama: Özelleştirmenin başarısı için zaman önemli bir faktördür. Çünkü özelleştirmenin başarısı, bir dizi işlemlerin yapılmasını gerektirmektedir. Bu sebeple, özelleştirmeyle ilgili olarak, katı bir zamanlamaya bağlı kalmamak, tam tersine uygun bir zamanı kollamak gerekmektedir.

Özelleştirilecek kuruluşların belirlenmesi: Özelleştirilecek kamu kuruluşlarının öncelik sırasının belirlenmesi son derece önemlidir. Özellikle özelleştirmenin başarıya ulaşması için, öncelik meselesinin belirli kriterlere göre ortaya konulması önem taşımaktadır.

Ülkemizde özelleştirmeyle ilgili hazırlık çalışmalarını yürüten Morgan Guarenty Bank, özelleştirilecek KİT’leri, ekonomik yaşayabilirliklerini ve yatırım ihtiyaçlarını gözönüne alarak tespit etmiştir.

Özelleştirilecek kuruluşların değerlendirilmesi ve hisse senetlerinin satış fiyatı: Hisse senetlerinin satışı ile yapılacak özelleştirmelerde birbirini takip eden iki önemli mesele vardır. Birincisi özelleştirilecek kuruluşların aktiflerinin değerlendirilmesidir. Bunun için, kamu kuruluşlarının aktiflerinin yeniden değerlendirilmesi zorunludur.

Öte yandan ikincisi hisse senetlerinin satış fiyatlarının tespit edilmesidir. Hisse senetlerinin ihraç fiyatlarının yüksek tespit edilmesi, hisse senetlerinin satılmamasına, düşük tespit edilmesi ise devletin zarar etmesine sebep olacaktır.

Sermaye piyasasının durumu: Sermaye piyasasının gelişmişliği ile özelleştirme arasında sıkı bir ilişki vardır. Sermaye piyasasının yeterince gelişmediği ülkelerde, satışa sunulacak hisse senetlerinin tamamının satılmama ihtimali artmaktadır.

Türkiye’de 1987 yılında menkul kıymetler borsasının etkinliği ve iş hacmi artmıştır. Buna rağmen büyük özelleştirmelerde pazarlama açısından çeşitli güçlükler ortaya çıkabilir. Ayrıca satılan hisselerin her an likiditesinin sağlanması bir problem olabilir.

Hisse senetlerinin belirli ellerde toplanması: Özelleştirmenin başarısı için hisse senetlerinin mümkün olduğu kadar çok sayıda kişi ve kuruluşa satılması gerekmektedir. Bunun için kişi başına hisse sayısını sınırlamak yanında belirli gruplara indirimli satış fiyatları uygulanabilir. Hisse senetlerinin belirli ellerde toplanmasını önlemek için, kişi ve kuruluşlar tarafından satın alınabilecek hisse senedi sayısını tespit etmek gereklidir.

İstihdam: Özelleştirme, KİT’lerdeki gizli işsizlerin ortaya çıkmasına sebep olabilir. Bu sebeple özelleştirmeye sendikaların tepkisi olabilir. Ülkemizde sözleşmeli personel uygulaması, bu tepkiye hazırlık olarak yapılmaktadır. Bazı Ülkelerde Özelleştirme

Amerika Birleşik Devletleri: Ekonomide özel sektörün ağırlıklı olarak faaliyet gösterdiği ülkelerden birisidir. Bu ülkede, özelleştirme faaliyetleri, hizmet maliyetlerini düşürmek için, eyaletler ve şehirler düzeyinde yaygın bir uygulamadır. Özellikle şehirlerde özelleştirme faaliyetlerine ağırlık verilmektedir. Mesela, ambulans hizmetleri, çöp toplama, sokak ve cadde onarımı, park düzenlemesi, hapishane

hizmetleri, itfaiye, kayıtların tutulması gibi hizmetler özel sektöre devredilmiştir. Mahalli yönetimleri özelleştirmeye götüren sebep maliyetlerdeki düşüşlerdir.

İngiltere: Özelleştirme konusunda en başarılı ülkelerden birisidir. Başbakan Thatcher döneminde özelleştirme ideolojik bir temele oturtulmaya çalışılmıştır. Ona göre özelleştirmenin en önemli gayelerinden birisi, devletin gücünü azaltmaktır. Devletin gücünün azalması kişi özgürlüğünün, refahın ve mutluluğunun artması demektir.

Özelleştirmeye taraftar sağlamak için mahalli yönetimlere ait evler, kiracılara satılmıştır. Bunun yanında, hisse senedi satışıyla kamu kuruluşları özelleştirilmektedir. En önemli özelleştirme British Telecom’a aittir. Telekominikasyon alanında rekabetin olmaması, şirketin fiyat artışlarının denetiminin nasıl yapılacağını gündeme getirmiştir. Bu probleme"perakende fiyat indeksi"nin esas alınmasıyla çözüm bulunmuştur. Böylece, özelleştirme sonucunda hizmet fiyatlarının bu indekse göre belirlenmesi kararlaştırılmıştır. Öte yandan British Telecom’a Mercury Şirketi rakip olarak çıkarılmıştır.

İngiltere’de özelleştirme sonucu sözkonusu işletmelerde maliyet azalışları ve verim artışları tespit edilmiştir.

Japonya: Ekonomide payı zaten küçük olan kamu sektörünün, payının daha da küçültülmesine çalışmaktadır. Japon hükumeti gelecek yıllarda telgraf ve telefon, demiryolu, havayolu ve tütün şirketlerini özelleştirmeyi planlamıştır.

Almanya: Preussag Prusya Maden ve İzobe Ocakları A.Ş. ve Volkswagen firmaları ilk özelleştirilen şirketler arasında sayılabilir. Volkswagen hisse senetlerinin satışında, düşük gelirli kişilere satış gayesiyle, gelir seviyesi ve çocuk sayısına göre %10-%25 oranında sosyal gayeli indirimler yapılmıştır. Almanya’da 1980 yılında rekabet konusunda yapılan bu değişiklikler, bankacılık ve sigortacılık sektöründe yer alan ve rekabet dışında tutulan kurumlarda, rekabet sistemi içerisine alınmıştır. Öte yandan radyo ve televizyon yayın hizmetleri sektöründe de serbestleşmeye yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Devlete ait 12 radyo televizyon istasyonuna ilave olarak, özel şirketlere de izin verilmeye başlanmıştır.

Fransa: Fransa’da tartışılan günlük ekonomik konulardan birisi de millileştirilen şirket ve bankalardan hangilerinin özelleştirileceğidir. Fransız hükumeti, 33 kamu iktisadi kuruluşunu özelleştirerek, önemli ölçüde gelir elde etmeyi planlamaktadır.

Kanada: Hükumet özelleştirme konusunda önemli mesafeler almıştır. Yapılan özelleştirmelerde sermaye piyasasına hisse senedi arz edilmemiş, bunun yerine, hisse senetleri mevcut özel sektör kuruluşlarına satılmıştır.

Bazı sosyalist ülkelerde özelleştirme: Çin, Macaristan, Polonya ve Küba gibi sosyalist ülkelerde de kısmi özelleştirme uygulamalarına başlanmıştır. Bu ülkelerde, yeni ekonomi politikalarıyla birlikte, üretim araçlarının özel mülkiyete geçmesi ve özel girişimler desteklenmektedir.

Diğer ülkelerde özelleştirme: Dünyada birçok ülkede özelleştirme çalışmaları yapılmaktadır. Bu ülkelerden bazıları Hollanda, İspanya, Brezilya, Şili, Singapur, Malezya, Filipinler, Meksika, Tayland, Norveç, İsveç, Avustralya, İran, Pakistan, Bangladeş, Sri Lanka’dır.

Türkiye’de özelleştirme: Özelleştirme, Türkiye açısından yeni bir kavram değildir. Cumhuriyetin ilk yıllarında, kalkınmanın doğrudan devlet yatırımlarıyla değil, devletin himaye ve teşvik edeceği özel teşebbüslerle mümkün olacağı düşünülmüştür. Teşvik-i Sanayi Kanunu’nun çıkarılması, Aşar’ın lağvı ve Ziraat Bankasının yeni krediler açmak suretiyle daha faal hale getirilmesi, kalkınma ve sanayileşmeyi özel sektör aracılığıyla başarma Türkiye’deki özelleştirme politikasının örnekleridir. Ancak özel sektöre öncelik veren bu politikalarla hedeflenen sanayileşme seviyesine ulaşmak için çok beklenileceği anlaşılmıştır. Bunun sonucu 1930 Dünya Bunalımının da etkisiyle devletçi uygulamalara ağırlık verilmiştir.

Türkiye’de devletçilik katı ve devamlı bir sistem olarak benimsenmemiş, terbiye edici olarak düşünülüp, uygulanmıştır.

1950’li yıllarda KİT’lerin özelleştirilmesi yönünde önemli ve etkili girişimler görülmüştür. Ancak çalışmalardan sonuç elde edilememiştir. 1960’lı yıllarda KİT’lerin verimli karlı ve kaynak meydana getiren kurumlar haline getirilmesi için çalışmalar yapılmıştır. 24 Ocak 1980 Kararlarıyla birlikte KİT’lerin özerk bir tarzda ve ekonomik kurallara uygun olarak yönetilmeleri hedeflenmiştir. Bu amaçla 2999 sayılı kanun ile 440 sayılı kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Öte yandan 2983 sayılı kanunla kit ve İDT için hisse senedi çıkarılması işletme haklarının devri, gelir ortaklığı senedi ihraç etmeleri sağlanmıştır. Daha sonra 3291 sayılı kanunda "KİT’lerin özelleştirilmesiyle ilgili hükümler"e yer

verilmiştir. Böylece özelleştirme kavramına geniş anlamda yaklaşılmaya başlanmıştır. Bugün ülkemizde özelleştirme çalışmaları uygulama aşamasındadır.

Türkiye’de özelleştirme programı, takib edilen ekonomik politikanın ana hedefleri olan, ekonominin dışa açılması, rekabete dayalı bir piyasa ekonomisinin oluşturulması, devletin ekonomiye müdahalesinin asgari seviyeye indirilmesi ve ekonominin genel olarak rasyonelleştirilmesi hedefleri kapsamında ele alınmaktadır.

Uygulamaya konulan özelleştirme programıyla ulaşılmak istenen temel hedefler, bir yandan mülkiyeti tabana yayarken, öte yandan sermaye piyasalarının gelişmesine katkıda bulunmak suretiyle, piyasa mekanizmasının serbestçe işlemesini sağlayarak ekonominin etkinliğinin arttırılması ve Kamu İktisadi Teşebbüslerinin (KİT) devlet üzerindeki yükünü azaltarak, devletin asli görevleri arasında yer alan altyapı yatırımlarının daha süratle gerçekleştirilmesi ve tasarrufların teşvik edilmesidir.

Özelleştirme programı, 29 Şubat 1984 tarih ve 2983 sayılı kanun ile 28 Mayıs 1986 tarih ve 3291 sayılı kanun çerçevesinde yürütülmektedir. Özelleştirme metodları, şirketin içinde bulunduğu durum gözönüne alınarak seçilmektedir. 1988 ve 1989 yıllarında hız kazanan program, yapılan halka arz uygulamaları ile sürdürülmektedir.

Özelleştirme programı beşinci ve altıncı Beş Yıllık Kalkınma Planında yer almıştır.

Türkiye’de özelleştirme uygulaması olarak, USAŞ, ÇİTOSAN, PETKİM TELETAŞ örnekleri verilebilir. Bunların herbirinin sektörel ve spesifik problemleri farklı olduğu için takip edilen özelleştirme metodları da farklı olmuştur. Ancak bu özelleştirmeler yargı organları tarafından iptal edilmiştir. (1993)

Kapsamlı ve etkili bir özelleştirme programının başarılı olabilmesi, bu programı uygulayabilecek nitelikte bir teşkilatın geliştirilmesine bağlıdır. Söz konusu teşkilat siyasi güç merkezlerine bağlı, gerekli yetkilerle donatılmış, politik müdahalelerden temizlenmiş, ilgili kesimlerin katılımını sağlamış bir yapıya sahip olmalıdır.

Özetle, Türkiye’de özelleştirme çalışmalarının hızlandırılması, amaçları doğrultusunda faal bir özelleştirme programının geliştirilmesine ve programdan taviz vermeyecek siyasi iradenin varlığına bağlıdır.

Özelleştirme ne demek? (Ticari terimler kategorisi)

(Privatisation) Dar anlamda Kamu İktisadi Teşebbüslerinin mülkiyet ve yönetimlerinin özel kesime devrini ifade eder. Geniş anlamda ise ekonomik, mali, sosyal ve siyasal nedenlerle ulusal ekonomide kamu kesiminin ekonomik faaliyet hacminin daraltılması anlamına gelir. 1980 li yıllarda Batılı ülkelerde ve az gelişmiş ülkelerde kamu kesiminin ekonomik faaliyet hacminin daraltılması yönünde önemli girişimlerde bulunuldu. Avrupa ülkelerinde bu girişimin altındaki amaç, bütçe açıklannın kapatılması ve mülkiyetin tabana doğru yaygınlaştırılması idi. Az gelişmiş ülkelerde ise amaç, serbest piyasa ekonomisine geçiş, rekabet ortamının geliştirilmesi, yeni gelir kaynaklan yaratılması ve kamu iktisadi teşebbüslerinde savurganlığın önlenmesine yönelikti. 1980 li yıllarda özelleştirme İngiltere’de, federal Almanya’da ve ABD’de görülmüştür. Türkiye’de ise özelleştirme çabaları özellikle 1984 den sonra başlamış, 1985 İcra Planında konuya yer verilmiş ve bu doğrultuda bir Özelleştirme Master Planı hazırlanmıştır. Özelleştirme konusundaki temel yasa, 17.3.1984 tarih ve 2983 sayılı yasadır. Bu yasa ile KIT’lerin ve bağlı birimlerin tasfiye, devir, satış ve işletme haklarının verilmesi konusunda karar alma yetkisi "Ekonomik İşler Yüksek Koordinasyon Kurulu"na veriliyordu. Bu yasa ile ile ayrıca asli görevi Gelir Ortaklığı Senedi ve Hisse Senedi çıkartmak olan Toplu konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı kuruldu ve T.C. Merkez Bankası nezdinde bir Kamu Ortaklığı Fonu oluşturuldu. Özelleştirme ile ilgili usul ve esaslar daha sonra çıkartılan 31.6.1986 tarih ve 3991 Sayılı Kanun ile belirlendi. Bu yasada KIT’lerin özelleştirilmesine Bakanlar Kurulu’nun, bağlı ortaklıkların özelleştirilmesine ise Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi’nin karar vereceği belirtiliyordu. Yasaya göre, özelleştirilmesine karar verilen kamu iktisadi teşebbüs ve kuruluşların Devlet’e ait hisselerinin tamamı bir bedel alınmadan Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığına devredilecekti, özelleştirme bu hisselerin halka satışı şeklinde yapılır. Yasa, hisse senetlerinin halka satışıyla özelleştirmenin yanında kiralama, işletme hakkının devri, ve tasfiye ile KIT’lerin kısmen veva tamamen satışını da öngörür. Böylece, ülkemizde çimento, demir-çelik, elektrik santralı, v.s. gibi çeşitli alanlarda KİT’lere ait birçok tesisin özelleştirilmesi yapılmıştır. Bunlardan bir kısmının satışı doğrudan halka yapıldı. Burada güdülen amaçlar arasında mülkiyeti tabana yayma ve sermaye piyasasının gelişmesine katkıda’bulunma da önemli bir yer tutmuştur.

İlgili olabilecek başlıklar

Öze nedir?
Özelleştirmek nedir?

--Reklam--